|
KÖSEDERE MUTFAĞI :
Mutfağın temel taşı
ZEYTİN ve ZEYTİNYAĞI'dır.
BASINDA KÖSEDERE MUTFAĞI :
Mestan Bey'in kitabındaki Kösedere Köyü Yemekleri adlı bölüme özellikle dikkat ...............
Aksam Gazetesi - Yazarlar - Nedim Atilla - Beslenmenin ütopyası Bir köyden bile o kadar farklı yemek örneklerinin çıkmasının kimseyi şaşırtmaması gerektiğini, zengin Anadolu Mutfağı'nın Kösedere örneğinde olduğu gibi ...
alıntı:
www.aksam.com.tr/arsiv/aksam/2005/07/16/yazarlar/yazarlar369.html
Sayın Nedim Atilla'nın AKŞAM gazetesinde yayınlanan makalesinin tamamını okumak için tıklayın
Her türlü yemekte, börekte, aşta, tatlıda vs.
ZEYTİNYAĞI kullanılır.
ZEYTİN iseTanrının bu topraklara vermiş olduğu en yüce armağan olduğu söylenir.
Kösederede zeytin veya zeytin yağının kullanılmadığı bir yemek çeşidi yoktur.
Bir ara margarin,çeşitli diğer bitkisel yağlar kullanımı sanayi modası olarak başlamışsa da,son günlerde yeniden ZEYTİNYAĞI'nın kıymeti anlaşılmıştır.
Adı geçen tüm yemeklerde zeytin yağı kullanılınca Kösedere mutfağı lezzetini bulursunuz.
HURMA ZEYTİN:
Tanrının KÖSEDERE MUTFAĞI'na , Karaburun yarımadasına hediyesi olduğu söyleniyor.Hurma Sofralık Zeytin dalında olgunlaşır. Dalından koparıp yiyebilirsiniz. Kahverengi kıvırcık HURMA ZEYTİN taze tussuz olarak yenir.Dünyada ekolojik şartlarda olgunlaşan, sadece Karaburun yarımadasında yetişen özgün bir sofralık zeytin türüdür.Uzun süre saklamak için salamura yapmak gerekir.
Yolunuz Kösedere'ye yada Karaburun yarımadası civarlarına düşerse HURMA ZEYTİN'i arayın.
Soframıza gelen diğer zeytin çeşitleri.
Sırasıyla:
ÇEKİŞTE:
Zeytinler ilk etlenmeye başladığında yeşil olarak toplanır.Taş ile birer birer kırılır.Bir kabın içine konur su ile doldurulur.Birkaç gün arayla su süzülür tekrar doldurulur.Böylece zeytin tatlılaşıncaya ( acısı gidinceye) kadar tekrarlanır.Tatlanınca suyuna tuz ilave edilerek salamura yapılır.TURFANDA ilk sofralık zeytindir.HURMA ZEYTİN çıkıncaya kadar idare eder.AFİYET OLSUN.Siz de bulunduğunuz yerdeki zeytinden yapabilirsiniz.
ÇİZME ZEYTİN:
Zeytin biraz daha etlenince, olgunlaşmaya yüz tutunca,kararmadan, Yeşil olarak dalından toplanır.Birer birer sapından dibine doğru üç-beş çizilir.Suya konup arada bir süzülerek tatlılaştırılır. Salamura yapılarak uzun süre saklanıp yenebilir.Marketlerde benzeri bulunabilir. Ama parmaklarınızın ucundaki lezzeti keşfetmeniz için yapmalısınız.
PUSMA ZEYTİN :
Zeytin olgunlaşmıştır.Dalında kararmış. Havasına,yerine ve yönüne göre ya HURMA olmuştur,yada YAĞ'lık zeytin.İşte o yağlık zeytinden siyah olanları seçilerek biriktirilir.Suyunun kendiliğinden süzülebilecek bir sepet veya torba içinde bekletilir.Tuzlanarak tatlılaştırılır.
SÜTLÜ BULGUR ÇORBASI:
Adından da anlaşılacağı gibi bulgurla sütü kaynatarak oluşan hamurun uygun yerde kurutulduktan sonra ufalanarak elekten geçirilir.Bez torbalarda muhafaza edilir.Gerektiğinde su ile kaynatılarak sofraya hazırlanan bir çorbadır.Yapılışını, ölçülü tariflerini ilerideki günlerde bilgilerinize sunacağız.
TARHANA köyümüzde toz halinde yapılır.
Diğer çorba çeşitleri:Hamurdan KESME VE ARPA ŞEHRİYE Şeklinde hazırlanan unlanıp kurutularak saklanan,gerektiğinde su ile kaynatılarak hazırlanan çorba çeşitleride vardır.
BALIK ÇORBASI :
İskorpit (Derebeyi ), Kırlangıç,Tepegöz gibi balıklardan yapılır.Yöresel Balık çorbası tarifini daha sonra vereceğiz.
Kahvaltıda ZEYTİNYAĞI ve SALÇA :
Bir tabağın içine bolca zeytinyağı konur. İçine bir kaşık salça.Üzerine nane yada kekik serpiştitilir.Ekmeğinizi kekikli yada naneli Zeytinyağına banıp biraz salça ile ağızınıza layık bir lezzet olur.
SULTANİYE KÖSEDERE PEKMEZİ:
Köyümüz yayla ve kıraç arazilerinde yetişen sofralık çekirdeksiz Kösedere üzümlerinden yapılr.Şırası kaynatılırken fesleğen veya reyhan ile savrulur.Kahvaltıda sofralardan eksik olmayan Pekmez fesleğen ile savrulmuş kokusu ve tadı nefis olarak hazırlanır.Reçelden dahaçok pekmez kullanılır.Reçel olarak Ayva,Üzüm ve patlıcan reçeli az da olsa yapılır.
PEKSİMET:
Buğday unundan hazırlanan peksimet hamuru fırında pişirilir. Dilimlenerek İçindeki su iyice buharlaşırtırılır.Kuru ve sert bir hale gelir.Bez torbaların içinde uzun süre saklanabilir.Yeneceği zaman suya batırılıp çıkarılınca gevrek bir şekilde yenir.Biraz daha beklerseniz yumuşacık lezzetle yersiniz.
PEYNİRLİ PİDE:
Fırında pişirilir.Değişik lezzetlerdendir.Tarifini ileriki günlerde vereceğiz.
TAVUK BÖREĞİ:
Tavuk haşlanıp eti tiftilir.Suyu ile hazırlanan pilav ile et parçaları karıştırılarılır.İsterseniz içine baharat koyabilirsiniz.Sac sinin içi Zeytinyağıyla yağlanır.Hazırlanan yufkalar sininin içine konur.Hazır harç serilir.Üstü yine yufka ile örtülür.Odun ateşinde sac sinide çevire çevire alt tarafı pişirilir.İkinci bir sini yardımıyla börek ters çevrilir.Sini tekrar yağlanarak ikinci taraf ta çevire çevrile pişirilir.Sıcak veya soğuk yenebilir.İki tarafının da ayrı ayrı odun ateşinde pişirildiği börek çeşididir.
MANTAR BÖREĞİ:
Tavuk böreğinde olduğu gibidir.Tavuk eti yerine yabani mantar kullanılır.Özellikle AK MANTAR ile .Mantar böreği leziz olur.
ÖKÜZ KÖFTESİ:
Adından da anlaşılacağı gibi.Dana etinden yapılır.Et hiç yağsız kara etinden nohut-fındık büyüklüğünde küçük küçük doğranır.Tuzlayın.Nane veya Maydonoz doprayıp etle karıştırın.Bir kenarda dursun.Un su ve bir çorba kaşığı zeytin yağı ile karıştırılarak muhallebi kıvamına getirilir.Bir yumurta kırılır iyice karıştırılır.(Hamura göre yumurta arttırılabilir.Pişerken Yağ emmemesi için önemlidir.)Dikkat.Damağınıza göre baharat ilave edebilirsiniz.Biz biraz karabiber, nane veya maydanoz yanında tavsiye ediyoruz. Hamuru mumallebi kıvamına getiriyoruz.Metal bir kaşıkla hazırlanan harçtan alıyoruz.Kolayca kaşıktan akıp akmadığını kontrol ediyoruz.Eğer çok sıvıksa biraz un ,akmıyor katı ise biraz su ilave edip iyice karıştırıyoruz.kıvam hazır.Tavamızı ocağın üstüne koyup Zeytinyağı tabanını kaplayacak kadar koyup kızdırmaya başlıyoruz.Az ateş olmayacak.Yavaş yavaş kızarırsa çok yağ emebilir.Kızgın yağ olmasına ve ateşin devamlı olmasına dikkat edin.Odun ateşinde çok güzel olur.Hazırladığımız harcın içine et parçalalarını da atıp karıştırıyoruz ve yağımızın kızmasını bekliyoruz.Yağ kızınca metal kaşık ile kaşık kaşık hamurdan alıp tavanın içine koyuyoruz.Kaşık kaşık.Tavanın dibi tamamen kapanıncaya kadar hamur döşenir.Dikkat edilecek hususlar.
1.Yağın Zeytinyağı ve muhakkak kızgın olması gerekir.
2.Her kaşıkta en az bir-iki adet et parçası olması şart.
3-Tavanın tabanın tamamını doldurulmalı, bir sonraki kaşığı boşaltırken hamurun bir öncekine yada öncekilere değecek şekilde boşaltılmalıdır.Yapışacak diye korkmayın yapışmaz.Tavanın tabanına göre doldurun.
4-Altı iyice piştikten sonra.Altının piştiğini bir süre sonra pembeleşmesinden anlıyabilirsiniz.Nasıl altını göreceğim derseniz.Maşa ile tutup yavaşça kaldırıp bakabilirsiniz.Altı pişince maşa ile tutup yavaşça çevirebilirsiniz.Diğer yüzü de pembeleşinceye kadar pişirdiğinizde size nefis bir öküz köftesi hazır olur.Güzel bir salatayla birlikte ekmek aş istemez.afiyet olsun.
BAZINA:
Özellikle kanatlı av etiyle pişirilen salçalı ve acılı bamya yemeği hazırlanır.Ayrıca hazırlanan hamur pişirilir.Çukurca bir tabağın içine pişen hamur konur.Ortası açılarak çukurlaştırılır.Bamya yemeği çukurun içine doldurulur.Servis yapılır. Hamur ile birlikte yenir.SİPESİALDİR.
ÇALKAMA:
Kırdan topladığınız sinirli otu veya diğer otlarla,ıspanak vs de yapılabilir.Çok pratik bir börek çeşididir.Hamur açmadan hemen yapılabilir.Otları temizleyip irice doğrayın.Fırına koyacağınız tepsiyi ateşin üstünde veya fırında kızdırın.Tepsi kızarken su,un ve 1 yumurta karışımı sıvık hamur hazırlayın.Kızgın tepsiyi alıp içine bir miktar zeytinyağı döküp dibine iyice yayın.Kızgın tepsinin içine sıvık hamurundan bir miktar dökün ve tabanına güzelce yayın.Üzerine doğramış olduğunuz otları koyun düzgün bir şekilde yayın.Sıvık hamura bir miktar daha un ilave edip koyulaştırın.Otların üzerine bu hamuru yayın.Kızgın fırında pişirin.Siz hamur açmadan bir ot böreği hazırladınız.Afiyet olsun
CİZLEMBE:
Yufkalar arasına kuşbaşı et ve hazırlanan harç ile yapılan bir yemek çeşididir.
BEZDİRME:
Unu hamur yapıp yağda kızartılan bir gıda maddesidir.Genelde ekmeğin bulunmadığı zamanlarda tercih edilebilir.
KUPANİSTİ:
Lor ve taze peynirin 3 hafta süreyle yoğrularak elde edilen peynir türüdür.Tadı ve kokusu mayhoştur.
SÜNDÜRME
( HOŞMERİM ):Taze tuzsuz peynirin şekerle kısık ateşte yoğrulmasıyla yapılan tatlı çeşididir
Sayın Nedim Atilla'nın kaleminden SÜNDÜRME
"""....Karaburun'un kendine özgü, bir nevi höşmerime benzeyen "sündürme" adı verilen bir de kış tatlısı var ki mevsiminde oradaysanız tadına bakmazlık etmeyin. .....""""
http://www.aksam.com.tr/arsiv/aksam/2003/08/10/yazarlar/yazarlar238.html
Sayın Nedim Atilla'nın AKŞAM gazetesinde yayınlanan makalesinden alıntıdır.Makalenin tamamını okumak için tıklayın.
KÖSEDERE MUTFAĞINDA SEBZELER:
KABAK :
Bizce Birinci sıradadır.
Neden diye sorarsanız?.
Tatlısından,tuzlusuna, çiçeğinden,çekirdeğine çeşit çeşit lezzetleri vardır.
KABAK yaygın olarak kenar bitkisi şeklinde ekilir.Herkesin tarlasının veya bahçesinin bir kenarında birkaç kök kabağı vardır.Bal kabağının uzun olan çeşidi (zıngata yapmaya elverişlidir)ve bilinen yemeklik kabak dikilir.
Kısa bir süre sonra kol salmaya başlar.İlk ürünü görünür.İlk lezzeti.
ÇİÇEK'LERİ.İRİ SARI ÇİÇEKLER.
Vazoya koymak için değil.Toplayıp afiyetle yemek için Mutfağa.
KABAKÇİÇEĞİ DOLMASI:
Kabak çiçeklerinin prinç ile zeytinyağlı dolma harcı şeklinde hazırlanan malzeme ile doldurularak pişirilmesiyle yapılır.Çiçeği nerden bulacağız diyorsanız?.Çevrede çok.Her kabak her gün sabah beş-on adet yeni çiçek açar.İki çeşit çiçeği vardır.Üzerinde küçük bir kabak olan (dişi çiçek) ve onu tozlayan uzun sapıyla ve çiçeğin sapa bağlandığı yerde kabak olmayan (erkek çiçek).İşte toplayacağınız çiçekler erkek çiçeklerdir.Sabah açar öğle saatlerine doğru kapanır ve kurumaya döner.Siz sabahtan açık iken toplayacaksınız.Çiçeğin ortasındaki küçük çeneği bıçağın ucuyla kopartıp atınız.Yıkayıp hazır olan harcı içine doldurunuz.Çiçeğin parçalı olan kısmının biraz altına kadar doldurup parçaları kapak olarak kapatınız.Yaprak sarma ve dolmada olduğu gibi princin şişme payını bırakın.Çiçeklerin lezzeti kadar görünüşüde güzel olsun.Tencerenin ortasına bir tane koyup döne döne sıralayın.Çiçeklerin ağazı yukarı baksın.Sarma yada biber dolma gibi pişirin.Soğuk yiyin.AFİYET OLSUN.
KABAK ÇİÇEĞİ ÇULLAMASI:
Un ile su karıştırılır.Bulamaç haline getirilir.İçine Yağ emmesin diye yumurta kırılıp iyice karıştırılır.Bir kapta Zeytinyağı kızdırılır.Yağı çok dökmeyin.Kabak çiçeği sapından tutularak bulamaca iyice batırılır.Kızgın yağda kızartılır.Soğutularak yenir.( Hamurun biraz daha fazla çiçeği sarmasını isterseniz önce una batırıp bulamaca banarsanız daha fazla hamur tutar.)
ISPANAK ÇULLAMASI :
Kabak çiçeği yerine ıspanak kullanılır.
ZINGATA:
ZINGATA MALZEMESİ :
4 tane orta boy kabak(1 kg bal kabağı )
5 tane domates
1 tane soğan
1-2 baş sarımsak
zeytinyağı
1 bardak su
tuz
HAZIRLANIŞI
Kabakların kabuğunu kazıyarak soyun.Ortadan boyuna ikiye bölün. 1 cm den kalın olmayacak şekilde dilimleyin.Orta büyüklükte bir tepsinin içini Zeytin yağıyla yağladıktan sonra kabakları dizin. Sonra domates ile soğanı
doğrayıp kabakların üzerine eşit olarak yayın.Ayıkladığınız sarmısakları diş olarak eşit bir şekilde tepsiye dağıtın.son olarak tuz,ZEYTİN YAĞI ve 1 bardak su ilave edip kızgın fırına verebiliriz.Mümkün olduğunca çok pişirmek yemeğimizin
lezzetini arttırır.Eskilerden bir deyim vardır bu yemekle ilgili derler ki
( zıngatanın lezzetini artması için yemeği fırında unutacaksın) yani mümkün
olduğunca çok pişirmenizi tavsiye ediyorum. Yakmamak şartıyla tabi ki.
Beğeneceksiniz.Afiyet olsun
. Yöresel yemeklerden birisidir.
Hazır ekmek satılmaz iken.Hemen hergün sokak fırınlarında,bir komşu fırın kızdırır,ekmek yapardı.Fırına ekmek atarket oluşan kor taneleri fırının kapağının önündebiriktirilirdi.Ekmek atılıp pişsin diye kapağı kapatılırdı.Çabuk soğumasın diye fırın ağızına,biriken kor tanelerinin üstüne ZINGATA'sını hazırlayan komşular getirip koyarlardı..Kara fırının ateşinde pişen zıngatanın tadına doyum olmaz.Ama siz evde kızgın fırında deneyebilirsiniz.Sarımsak kebabını ve kabak zıngatasını seveceksiniz.
FIRIN BÖREĞİ:
KABAK iri rendelenerek,Pirinç haşlanmış,süt ve yumurta karıştırılarak içine baharat ve maydanoz eklenerek fırında pişirilen yemektir.
KABAK ÇULLAMA :
Kabaklar boyuna kızartılacakmış gibi dilimlenir.Kabak çiçeği çullamasında olduğu gibi çiçekler yerine dilimlenmiş kabaklar kullanılır.Yukarıda sıralananlardan başka KABAK'lı yemek çeşitlerinden yöremizde: Mücfer,Kabak köftesi,Kabak Dolması,prinçli kabak oturtma,kızartma sayılabilir.
KÖRMEN ve KÖRMEN KÖFTESİ:
KÖRMEN ( Yabani Sarmısak ):Bağ bahçe arasında özellikle aşağıpınar bölgesinde tarla ve kırlarda yetişen bir ot çeşididir.Toplanıp taze olarak yada salatada kullanıldığı gibi köfteside yapılır.Kösedere mutfağında hamurla birlikte et , sebze yada ot ile karıştırılıp yapılan yemeklerin içinde köfte diye adlandırılanlar vardır.Öküz köftesi,kabak köftesi gibi.İşte Körmen köfteside onlardan biridir.Körmen yıkanıp temizlendikten sonra doğranır.Un su ile bir yumurta kırılarak bulamaç haline getirilir.Körmen ile karıştırılıp kızgın zeytin yağında pişirilir.Hamur sıvık ve ince olursa iyi olur.soğuk sıcak yenebilir.
DİĞER YEMEK ÇEŞİTLERİ:
Etli Sıra,Kösedere Mantısı,Masır böreği,Kapama,İşkembe köftesi,Denizkoruğu ,Deniz Bölürcesi,Dilfilcan,sarmaşık,Radika,Gelincik Böreği,Dolama,Bumbar dolması,Poyraz Helvası,Keşkek,Kefal Plaki,Enginar,lalangı,Tavşan çullaması,Keklik plaki,Kurban Kavurma,Fırında kemik,Patlıcanlı Melemen,Teretor, ve sizlerin ilave çeşitleri bekliyorum
SEBZELER NASIL TEMİZLENİR :
Çiğ olarak yenecek sebzeler;
Marul-Maydanoz- Tere-Roka...
yıkanıp temizlendikten sonra, 5-10 dakika sirkeli suda bekletilir ve sonra su ile yıkanıp yenir.
Ispanak-Semizotu:
Kökleri bıçakla kesilir. Sararmış, çürümüş yapraklar ayrılır. Kalan kısımlar suyun içinde dört beşdefa yıkanıp doğranır.
Lahana-Marul:
Yaprak yaprak ayrılarak kıvrımlarında böcek olmamasına dikkat edilir. Birkaç defa. yıkanarak yenir.
Pırasa:
Ustten bir kat yaprak çıkarılıp bol su ile yıkanır. Sonra doğranır.
Taze fasulye-Bakla:
Birkaç defa su ile yıkanır. Iki uçlarından kesilip kenarlarındaki kılçıklar çıkarılır. Kart olanları ise ayıklanır. Doğrandıktan sonra tencereye alınır.
Kabak-Havuç-Yer elması:
Bu sebzelerin kabukları yıkanıp kazınarak temizlenir. Istenilen şekle göre doğranır.
Bamya:
Bol suyla yıkanır. Baş kısımları yuvarlanarak külah gibi çıkartılır. Sirkeli veya limonlu suya atılır.
Patlıcan:
Yıkandıktan sonra, başı kesilip uzunlamasına alacalı soyulur. Tuzlu suya atılıp yarım saat kadar acısı çıkması için bırakılır. Çıkarılıp bir daha yıkanıp doğranır.
Enginar:
Bol suyla yıkanır. Sapları üzerinde on santimetre bırakılarak kesilir. Kabuklarıkökten başlayarak beş sıra kadar bütün çıkarılır, kalan sert kısımlar ayıklanır, ortasındaki tüylü kısım bir kaşıkla oyularak alınır. Tuzlu ve bol Iimonlu suya atılarak bekletilir.
Kereviz:
Önce yıkanır: Sonra, dış kısımları tamamen beyaz kalıncaya kadar soyularak temizlenir. Isteğe göre dörde yahut sekize bölünerek ortasındaki yumuşak kısım çıkartılır. Kararmasını önlemek için hemen limonlu suya atılır.
Patates:
Taze patates kararmaması ıçın sırkelı veya Iımonlu suya atılır. Eski patates ise kabukları ince ince soyulur. Pişeceği zaman istenilen şekilde doğranır.
KARABURUN SİZİ BEKLİYOR!
Karaburun'a ne zaman gidilmez ki? Bu yazıya başlarken bu soruyu sordum kendi kendime ve sorunun cevabı kendisi oldu. Ne zaman gidilmez ki? Örneğin aralık ya da ocakta giderseniz mis gibi nergis kokarsınız, şimdilerde giderseniz karaciğer sağlığı için dünyanın hap olarak içmeye çalıştığı enginar denizlerinde yüzersiniz. Gerçekten de tertemiz, bozulmamış, benzerlerini artık sadece Göcek'te görebildiğimiz turkuvaz denizler arıyorsanız yine hedefiniz Karaburun olmalı. Ama yine de Karaburun'un en güzel ayları bizce ve uzmanlarınca mayıs ve eylüldür... İşte yarın yine bir mayıs ayı başlıyor ve Karaburun'a gitmek için bir fırsat doğuyor. İstanbul'dan, Ankara'dan uçakla, feribotla, karayoluyla bir şekilde İzmir'e ulaşın; yaklaşık bir saat 45 dakikalık bir yolculuk sizi Karaburun'a, hala korunabilmiş bir doğa parçasına, sağlıklı organik tarım ürünleri diyarına, nefis balıklara, hoşsohbet insanlara taşıyabilir... Tercih sizin...
Karaburun, İzmir'in batısında kuzey-güney doğrultusunda bir yarımada. Egelilerin bakıp bakıp 'Karaburun Sivrisi' dedikleri 1218 metre yüksekliğindeki Akdağ'ın antik çağdaki adı Rüzgarlı Mimas'mış. Sıcak yaz günlerinde Karaburun'da poyrazla gelen serinlik Mimas'ın tepesinden aşağı doğru iner ve kasabayı biraz olsun serinletir. Karaburun, İzmir'e bağlı, merkez bucağı dışında iki bucak ve 12 köyü olan bir ilçe. Karaburun Yarımadası'ndaki Çakmaktepe mevkiinde yapılan kazılarda altı bin yaşında kesici araçlar, taş el baltaları ve ilkel çanak çömleklere rastlanmış. Bölgede M.Ö 3000'li yıllardan itibaren Hititler varlık göstermiş. Ardından sırasıyla Yunanlılar, Persler, Romalılar ve Bizanslılar yaşamış. Antik dönemde bölgedeki Erythrai kenti sayesinde önemli bir kültür ve ticaret merkezi durumuna gelen yarımada, Helenistik ve Roma döneminde önemini kaybetmiş. Bizans döneminde ise eski canlılığını tekrar kazanmış. 1086-1095 yılları arasında Çaka Bey ile Türklerin yönetimine giren bölge kısa süre sonra tekrar Bizanslıların eline geçmiş. Beylikler döneminde Ay-dınoğlu Mehmet Bey'in buraları almasıyla yöreye Aydınoğulları egemen olmuş. Yıldırım Beyazıt zamanında Osmanlı hakimiyetine geçen Karaburun, Ankara Savaşı'nın ardından (1402 ) tekrar Aydınoğullarının eline geçmiş. Fetret Devri'nin ardından 1425-1426 yılında Çelebi Mehmet bölgeyi ikinci defa Osmanlı topraklarına katmış. Fetret döneminde bölgeye Şeyh Bedreddin felsefesi hakim olmuş. Bu düşüncenin sürdürücülerinden Börklüce Mustafa çalışmalarını Karaburun Yarımadası'nda sürdürmüş.
Dünyanın en güzel şarapları bu köylerde yapılıyor
Oldukça engebeli bir coğrafyaya sahip oluşu ve tarım arazilerinin yetersizliği, bölgenin gelişimini tarih boyunca engellemiş. Bu yüzden bölgede yoğun imar faaliyetlerinden söz etmek mümkün değil. Bir dönem Aydınoğulları hakimiyetinde olan bölgede bugün bu beyliğe ait herhangi bir mimari esere rastlanmamakta. Bölgenin geçirdiği depremler sonucu Osmanlı döneminden günümüze ayakta kalabilen yapılar ise sadece cami ve çeşmeler. Bu eserlerin bir kısmı harap durumda, bir kısmı da az ya da çok değişikliğe uğramış.
Bütünüyle terk edilmiş ve Rum evlerinden oluşan Sazak, Hasseki Ambarseki gibi eskiden dünyanın en güzel şaraplarının yapıldığı köyler bugün de gezginlerin ruhlarına işleyen yerler. Şu günlerde gidildiğinde denize girme olanağı henüz olmadığı için Karaburun'un birbirinden ilginç köylerini görmelisiniz: Eğlenhoca, Kösedere, İnecik Sarpıncık, Parlak, Salman, Saip, Bozköy, Tepeboz, Yaylaköy ve Küçükbahçe... Karaburun'un iki adası var: Büyük Ada, Küçük Ada. İkisi de kayıklarla ulaşılabilen, ulaşıldığında da size Akdeniz'in coşkusunu yaratan iki adadır.
Tarım turizminde bir ilk
Karaburun'a bağlı üç köyde kadınlar, 2003'ten itibaren, Türkiye'de ilk kez tarım turizmini başlattı. Bu köylerde tatilinizi ekmek pişirerek, reçel yaparak ya da zeytin toplayarak geçirebilirsiniz. Küçükbahçe, Sarpıncık, Parlak köylerinde yaşayan bir grup kadının kurduğu Karaburun Kadınları Agro-Turizm Kooperatifi, farklı bir turizm anlayışı sunuyor. Bu üç köydeki kadınlar, köy evlerini pansiyon haline getirip ev ekonomilerine katkı sağlıyor. Bu bölgede ne tatil sitesine ne otele ne de gürültülü eğlence komplekslerine rastlamak mümkün. Burada şehir hayatından sıkılan, gürültü ve koşuşturmacadan uzak, doğayla daha yakın bir ilişki kurma şansına kavuşuyor.
Karaburun'da ne yenir?
İskele ve Bodrum bölgesindeki balıkçı meyhanelerini özellikle tavsiye ederiz. Balık yemeden önce pazarlık yapmakta yarar var. Keşkek, dede sarığı, mısır böreği, fincan böreği, tas kapaması, kıvırma tatlısı yöreye özgü yiyeceklerdir. Kelle keçi peyniri ve acı kopanisti (bulabilirseniz) peyniri tadılabilir. Sarpıncık Köyü pekmezi ve karaüzümü, Küçükbahçe karakovan çiçek balı ünlüdür. Deniz ürünlerinden Karaburun Kefali çok ünlüdür. Ceran, Akbalık, Akçabalık, Bahar balığı, Topan, Kulağısarı, Kursan yöre balıkçılarınca Kefal cinslerine verilen adlar.
Aksam Gazetesi - Yazarlar - Nedim Atilla - Bolu-Mengen geleneğini ...Mutfak-insan ilişkisi üzerine: 'Yemekle ilişkiniz sıcak olmalı. ... Kösedere, İnecik Sarpıncık, Parlak, Salman, Saip, Bozköy, Tepeboz, ...
www.aksam.com.tr/arsiv/aksam/2005/04/30/yazarlar/yazarlar369.html
Sayın Nedim Atilla'nın AKŞAM gazetesinde yayınlanan makalesinin tamamını okumak için tıklayın
Pazartesi, Ağustos 08, 2005
Mor çiçekler, mor üzümler diyarı: Karaburun
(sibelinkahvesi'nden alıntı)
................
Neler yoktu ki kahvaltıda?
Ege'nin klasik kahvaltılıkları haricinde ilk dikkatimizi çeken kapalı pide oldu. Cavidan hanımın bir nevi kapalı pizza dediği bu pideyle başladı günün lezzet şöleni.
......
Adını çok duyduğum ama tadamadığım kopanisti peyniri, zeytinyağının içinde çökelek görünümünde bir peynirdi. Yanılıp bir kaşık aldım tabağıma ama tadına baktıktan sonra kalanını yiyemedim. Kopanisti, ancak başka lezzetlerin arasına karışarak, o keskin tadı hafifletilerek yenebilen bir peynir. Benim gibi farklı peynirlere çok meraklı bir peynirsever olsanız bile! Tuzuyla, yoğun ve tanıdık aromasıyla kelle peynirini daha çok sevdiğimi itiraf etmeliyim:)
Yöreye özgü hurma zeytini, Nedim Bey'in zeytinyağına kırılmamış olduğu için hayıflandığı köy yumurtaları ve tabi çeşit çeşit reçeller kahvaltının diğer farklı tadlarıydı. Ben tabi ki en çok reçellere bayıldım! Karabaşotu, domates, erik, çıtır kabak, portakal ve turunç reçelleri.. Hepsinden tadacağım der ve bir de kaptırırsak iş kötü.. Sonra gün boyu nasıl üzüm yiyeceğiz? O yüzden kaşığın ucuyla alalım da, tadı damağımızda kalsın..
ön planda erik reçeli, arka planda çıtır kabak
Derken yeniden Şenlik alanı. Günün ilk etkinliği üzüm yarışması!
Çoğunluğu Kösedere köyünden gelen 20 yarışmacı heyecanlı beklemelerine başladı, lezzetçilerimizden oluşan jüri yerini aldı. Tek tek çağrılan üzüm yetiştiricileri, özenle seçerek en güzel sepetlerine yerleştirdikleri gözalıcı üzümlerini gururla sergiledi, tadımlar yapıldı. Sonunda oybirliğiyle Yüksel amcanın yetiştirdiği "enfes" mor üzümler 1. oldu. Hakkı değil mi ama bakar mısınız?
..................
Tabi diğer üzümlerin hakkını yememek gerek. Hepsi ama hepsi o kadar güzel, o kadar lezzetliydi ki! Yöreye özgü razaki (ben bizim "kadın parmağı" üzümlerimize benzettim ama bilenler bu farklı dediler), sultaniye, en şiddetli tatlı krizlerine birebir. Ben bu üzümlerden reçel yapılmamasına şaşırdım biraz, bizim çokça yaptığımız üzüm reçeli, bu üzüm memleketinde yapılmıyor...
http://sibelinkahvesi.blogspot.com/2005_08_01_sibelinkahvesi_archive.html tamamına ulaşmak için tıklayın.
|